Bilal Hoca

Arapça Hikayeler

Arapça ile ilgilenen bütün herkese uygun olarak bulabileceğiniz Arapça hikayeler sayfamıza hoş geldiniz. Arapça hikayeleri pdf olarak seviyelere ayırmaya çalıştım. Alt kısımda da tercümeli Arapça hikayeler ve pdfleri bulunmaktadır. Umarım işinize yarar.

Arapca Hikayeler www.bilalhoca.com 1
Arapça Hikayeler 2

Arapça Hikayeler İlk Seviye

Ernub ve Tembellik- Arapça Hikaye İlk Seviye

Şapkalı Fare-Arapça Hikaye İlk Seviye

Ben Kitap Seviyorum – İlk Seviye

Sağlıklı Beslenme- Arapça Hikaye İlk Seviye

Amcamın Çiftliği-Arapça Hikaye İlk Seviye

Okuma Kitabı- Arapça Hikaye İlk Seviye

Serçe ve Zeki Tavşan-Arapça Hikaye İlk Seviye

Çocuklara Hac Öğretimi- Arapça Hikaye İlk Seviye

Rızanın Önemi-Arapça Hikaye İlk Seviye

Tavşan Kardeşler -Arapça Hikaye İlk Seviye

Ne Görüyorum -Arapça Hikaye İlk Seviye

Hikaye Okumak istiyorum – Başlangıç Seviyesi

Arapça Hikayeler Orta Seviye

Tavşan Dişini Kaybediyor-Arapça Hikaye Orta Seviye

Çiftlik -Arapça Hikaye Orta Seviye

Tereddüt Eden Tavşan- Arapça Hikaye Orta Seviye

Küçük Kuzu-Arapça Hikaye Orta Seviye

Ebubekir Essıddık- Arapça Hikaye Orta Seviye

Raşid ve Köpeği-Arapça Hikaye Orta Seviye

Sessiz Köpek-Arapça Hikaye Orta Seviye

İyi Pelikan-Arapça Hikaye Orta Seviye

Bir Bardak Su Daha Hazineden Daha Hayırlıdır- Orta

Arkadaş Zor Zamanda Belli Olur-Arapça Hikaye Orta Seviye

Kerim ve Çiftlik hayvanları-Arapça Hikaye Orta Seviye

Arapça Hikayeler İleri Seviye

Renkli Bukalemun -Arapça Hikaye İleri Seviye

Üç Sihirli Sözcük- Arapça Hikaye İleri Seviye

Kibirli Karınca-Arapça Hikaye İleri Seviye

Katil Kim -Arapça Hikaye İleri Seviye

Hamrun-Arapça Hikaye İleri Seviye

Tercümeli Arapça Hikayeler

ARAPÇA HİKAYE TAVŞAN VE KAPLUMBAĞA

Güzel yeşil ormanların birinde bütün hayvanlar krallarının etrafında toplandılar ve kral onlara dedi ki:

  • Şu küçük tavşanı dinlemenizi istiyorum. O size meydan okuyor.

Tavşan yaklaştı ve dedi ki:

  • Bütün hepinize meydan okuyorum. Ben çok hızlıyım ve hiç biriniz beni geçemez.

Hayvanlar tavşana şaşırmış bir şekilde baktılar ve çok güldüler. Küçük maymun arkadaşına dedi ki:

  • Bu tavşanın ne söylediğini duydun mu ey maymun? İçimizden birine karşı kazanabileceğini düşünüyor musun?

Diğer maymun cevapladı:

  • Bilmiyorum belki… Görmüyor musun kendine ne kadar güveniyor ve tüm cesaretiyle konuşuyor.

Tavşan hayvanlara bakarak dedi ki:

  • Haydi biriniz yaklaşsın ve bana meydan okusun. Gördünüz mü hepiniz yenilmekten korkuyorsunuz. Haydi!

Fakat hayvanlar yüksek sesle gülmeye devam etti ve küçük kaplumbağa hariç hiç birisi onunla yarışmak için öne çıkmadı. Kaplumbağa dedi ki:

  • Ben meydan okumanı kabul ediyorum ey tavşan.

Horoz yeni bir günü ilan ederek öttü ve ormanın bütün hayvanları yarış pistine doğru yöneldiler.

Hayvanlar kendi arasında endişeli bir şekilde konuşarak:

  • Kaplumbağanın tavşana karşı kazanması mantıklı mı? Dediler.

Diğer yarısı:

  • Hayır, tavşan çok hızlı bu mantıklı değil” dediler.

Kaplumbağa yavaşlığı hakkında duyduğu dalga geçilen sözleri duyduktan sonra katılma ısrarı arttı.

Tavşan yanına doğru gelince kaplumbağaya küçümseyici bir bakış attı fakat o gülümsedi ve dedi ki:

  • Kazanmaya çalışacağım.

Tavşan kaplumbağaya yüksek sesle :

  • Hadi kaybetmeye hazır ol ey yavaş !

Herkes güldü ve yarışmanın başlamasını isteyen sesleri yükseldi.

Tavşan ve kaplumbağanın her biri başlama işaretini bekliyor halde başlangıç çizgisinde durdular. Sonra ormanın aslan yarışmanın başladığını ilan etti. Herkes bu garip yarışmanın sonucunu öğrenmek istiyor.

Tavşan çok hızlı bir şekilde çıktı. Hatta ağacın en üstünde duran kara kargalar bu korkunç hızla dehşete kapıldılar. Şaşırmış bir şekilde:

  • Ne kadar da hızlı bir tavşan! Dedi. Önümden geçtiğinde sanki rüzgarla yarışıyor gibi hissettim.

Bu arada kaplumbağa yolun ilk adımlarını durmaksızın yavaşça atıyordu ve hepsi de başarma ısrarıylaydı. Sonra bazı hayvanlar kaplumbağayı biraz hızlanmaya teşvik etmeye başladılar:

  • Hadi kaplumbağa hadi hızlan.

Ormanın hayvanları kaplumbağanın yaklaşmasıyla şaşırdılar ve şaşırarak dediler:

  • İşte kaplumbağa hadi aferin ey kaplumbağa, cesur ol. Ormanın hayvanlarının kaplumbağayı destekleri seslerini duyduğu esnada kaplumbağa uyandı.

Hızlıca koştu fakat kaplumbağa bitiş çizgisine ulaşmıştı. Herkes ısrarına ve başarısına çok mutlu oldu. Onlara kim çalışmasında sebat ederse hedeflerine ulaşacağı, zayıf olsalar bile başkalarının yetenekleri ile dalga geçmemeleri gerektiğini konusunda ders öğretti.

Tavşan kaplumbağanın kazanmasına çok şaşırdı ve yere başarısız ve üzgün bir şekilde düştü.

Bu arada kaplumbağa mutlu bir şekilde zafer kupasına taşıyordu ve ormanın mutlu hayvanlarının alkışlarını dinliyordu. Yüksek sesle tavşana dedi ki: Hiç kimsenin değerini düşürme, irade ve plan zaferi meydana getirirler.

TAVŞAN VE KAPLUMBAĞA PDF

ARAPÇA HİKAYE TEMİZ BAHÇE

Serçe etrafına birkaç kez bakındı  ve dedi ki:

  • Abartıyorsun ey kaplumbağa çünkü bahçe temizdir. Öyleyse seni rahatsız eden nedir?

Kaplumbağa birazcık gülümsedi ve sonra dedi:

  • Evet şu anda temiz, çünkü ben onlar ayrıldıktan sonra çıkıyorum ve her seferinde mekanı temizliyorum. Bir hafta sonra bahçeyi tekrar kirletmek için geri dönüyorlar. Ben gitmeye karar verdim ve selvi bahçesinde kız kardeşimin yanında yaşayacağım.

Kaplumbağa serçenin sorusuna cevap vermedi fakat konuşmayı tekrar başlatarak:

  • Yaramaz çocuklar top oynamak için hafta sonu tatilinde bahçeye geliyorlar ve sonra öğle yemeğini  yemek için meşe ağacının altına oturuyorlar. Yemeği bitirdikten sonra meyvelerin kabuklarını, kağıt peçeteleri, plastik poşetleri yerde bırakıyorlar; evlerine dönüyorlar.

Kuş kaplumbağanın evine girdi ve kaplumbağanın eşyalarını topladığını fark etti. Şaşırarak şunu sordu:

  • Sen gidiyor musun?

Kaplumbağa başını sallayarak:

  • Evet, buradan gidiyorum. Bu yaramaz çocuklar yüzünden artık bu diyarda kalmaya tahammül edemiyorum, dedi.

Kuş şaşırarak dedi ki:

  • Ama senin evin burada. Onu nasıl bırakıp gideceksin?

     Güzel kuş büyük meşe ağacının üstünde uçuyordu. Sonra ağacın en aşağıdaki dalına, kaplumbağanın yaşadığı yere, kondu. Yüksek sesle:

  • Ey kaplumbağa… ey kaplumbağa! Diye bağırdı.

  Kaplumbağa başını uzatarak:

       -Kim bağırıyor? dedi. Sağ tarafa döndü, güzel kuşu gördü. Sevinerek dedi ki:

      – Buyur aziz dost.

Serçeye, kaplumbağa arkadaşının gitmesi ağır geldi, gitmekten vazgeçmesi için ikna edebileceği bir fikir düşünmeye başladı ve dedi ki:

  • Lütfen burada kal. Sorunun çözümü ne yardımlaşırız.

 Kuş uçtu ve bir saat sonra gagasında büyük beyaz kağıtlardan bir parçayla geri döndü. Kaplumbağanın evine koydu sonra ona sordu:

  • Sende fırça ve renkler var mı?

Kaplumbağa fırça ve kırmızı, sarı, yeşil renkleri getirdi ve serçeye verdi. Serçe fırçayı kırmızı renge batırdı ve beyaz kağıdın üzerine büyük bir yazıyla yazdı:

“ bahçenin temizliğini koruyunuz.” Sonra sarı renkle ikinci kağıdın üzerine “Çevrenin temizliği güzel ahlakın göstergesidir.” Yazdı. Kaplumbağa hızlandı ve teşil renkle üçüncü kağıda “ Temizlik imandandır.” Yazdı. Bundan sonra serçe o kağıtları gagasıyla taşıdı ve meşe ağacının üzerine astı.

Çocuklar hafta sonu tatilinde geldikleri zaman asılı kağıtlara gülerek baktılar. Birisi elini uzattı ve asılı kağıtlardan birisini sertçe uzanıp aldı. Sonra onu top gibi yaptı ve arkadaşına attı. Diğer çocuklar onu taklit ettiler ve bu top gibi olan kağıtları birbirine atmaya başladılar. Sonra onları yerde bırakıp top oynamaya gittiler.

Çocuklar öğle yemeğini yediler sonra da yemek yedikleri yeri temizlemeden gittiler. Bahçe çok kirli oldu. Kaplumbağa evinden çıktı. O manzarayı gördüğünde başını salladı ve dedi ki:

  • Fayda yok, burada kalmayacağım. Gitmem gerekiyor. Sonra evinin kapısı kilitledi ve selvi bahçesindeki kız kardeşinin evine yönelerek yavaşça bahçenin dışına yol aldı.

Bir hafta sonra çocuklar parka geri döndüler ve onu temizlenmemiş buldular. Çocuklardan birisi sordu:

  • Acaba neden her zamanki gibi bahçeyi temiz bulmadık?

Başkası dedi ki:

  • Temizleyen ölmüş olabilir veya …

Cümlesini tamamlamadan üçüncü çocuk dedi ki:

  • Bununla ilgilenmeyin. Hadi top oynayalım.

Çocuklar uzunca oynadılar. Yorgunluk ve açlık hissettiler. Meşe ağacının altına oturdular, öğle yemeklerini yediler ve her zamanki yaptıkları gibi kağıtları, poşetleri ve kabukları yerde bıraktılar ve evlerine döndüler.

Bir hafta sonra çocuklar parka geri döndüklerinde öğle yemeğini yemek için oturacak hiçbir temiz yer bulamadılar. Çocukların biri yüksek sesle bağırdı.

  • Bu yer çok kirli ve yemeğimi orada yemeyeceğim. İkinci çocuk onu bu konuda destekleyerek dedi ki:
  • Temiz olmayan bir yerde öğle yemeği yiyemeyiz çünkü sağlığımıza zarar verir ve bunu yapmak bize yakışmaz.

Çocuklardan birisi arkadaşlarına konuşmaya başladı:

  • Hatamızın sorumluluğunu yüklenmeliyiz, doğru olmayan davranışlara devam etmemeliyiz. Hadi önce mekânı temizleyelim. Sonra da yemeğimizi yiyelim.

Arkadaşları onun doğru söylediğine ikna oldular. Kağıtları, kabukları toplamaya başladılar ve park tamamen temiz olana kadar onları büyük poşetlere koydular. Çocuklar yaptıkları ile mutlu oldular ve onlardan ve birisi dedi ki:

  • Şimdi temiz bahçede yemek ne güzel!

 Bahçenin devamlı olarak temiz ve güzel kalması için gelecek sefere yanlarında poşetler getirmeye sözleştiler.

Kaplumbağa evini özledi ve kendi kendisine konuşarak dedi ki:

  • Parkı tek başıma temizleyecek olsam da evime döneceğim.

 Evine doğru yol aldı. Meşe ağacının yakınına ulaştığında bahçenin temizliğini gördüğü onu heyecanlandırdı. Şaşırarak dedi ki:

  • Acaba benden sonra bahçeyi kim temizliyor?

Güzel serçe kaplumbağanın dönüşünü büyük bir şevkle gözlüyordu. Onu gördüğünde en aşağıya indi ve ona hikâyeyi anlattı. Çok mutlu oldu ve dedi ki:

  • İyi çocuklar olmuşlar. Bugünden sonra evimi terk etmeyeceğim. Temiz bir yerde yaşamak ne kadar güzel!

ARAPÇA HİKAYE – KÜÇÜK BALIKÇI

Üç büyük balık büyük bir gölde küçük bir çocuğun atmış olduğu oltanın etrafında toplandılar. Birisi dedi ki:

  • Bu çocuğa ne yapalım? Korkutalım mı yoksa sadece seslenelim mi?

Üç balık istişare ettiler ve yemden uzak bir şekilde oltayı ipinden tutmaya ve kuvvetlice çekmeye  karar verdiler. Bir anda çocuk göle düşeyazdı. Korktu ve bağırdı:

  • Aman Allah’ım bu ne?

Sonra balıkların her biri bir yönden yukarı çıktı ve onlardan birisi ona dedi ki:

  • Nedir bu meydana getirdiğin kaos?

Çocuk cevapladı:

  • Kaos? Ben herhangi bir kaos yapmadım. Ben balık avlıyorum.

Balıklardan birisi cevapladı: İstediğin gibi avla! Balığın eti faydalı ve lezzetlidir.

Sözlerine çok şaşırdı ve devam etti:

  • Öyleyse avlanmamdaki problem ne?

Diğer balık cevap verdi:

  • Problem vakit uygun değil. Okumayı biliyor musun?

Bu soruya daha çok şaşırdı ve dedi ki:

  • Evet

Balık dedi ki:

  • Ağacın altındaki şu levhaya bak!

Okumaya başladı. “ Bu gölde senenin şu vakitlerinde avlanmak yasaktır.” Okumaya alçak sesle devam etti.,

Balıklar levhayı okumasını tamamlamasını bekliyordu. Sonra bir balık dedi ki:

  • Şimdi, avlanmak istiyor musun?

Biraz tereddüt etti ve dedi ki:

  • Bütün vakitler avlanmak için benzer. Niçin şimdi avlanmak yasak?

Balık dedi ki:

  • Sana öğreteceğim küçük avcı. Balıklar bu gölde ve her yerde çoğalır. Yumurtlar ve bu vakitte yumurtalarını gözetirler. Eğer bizi şimdi avlarsan yumurtaları koruyacak birisini bulamazsın ve ihtiyacınız olan balıklar azalır. Sana söyleyeyim biz ölmekten nefret etmeyiz çünkü Allah bizi size lezzetli bir yemek kıldı.

Çocuk bu yaptığından utandı. Oltasını geri çekti ve yemin hepsini balıklara hediye olarak attı. Evine döndü ve gülerek dedi ki:

  • Ben onları avlayacağıma onlar beni avladı

ARAPÇA HİKAYE VE TERCÜMESİ OKUMAYA ÇALIŞ

Hella çok mutluydu. Etrafındaki herkesin de mutlu olduğunu hissetti. Arkadaşı Rim mutluluğunun sebebini sordu. Ona  gülerek cevap verdi:

  • Bugün okuldaki son günümüz.

Hella düşünmeye başladı. Eve döndüğünde okumaya veya yazmaya ihtiyacı kalmayacak. Yaz tatili bounca erken uyanmayacak.

Hella eve vardı. Babasına ve annesine selam verdi sonra odasına yöneldi. Tehlikeli bir şey yapmaya karar verdi.

Hella kitapları tuttu sonra da onları terk edilmiş depoya atmak için merdivenden çıktı.

Hella’nın babası onun kitaplarını ihmal ettiğini ve onları terk ettiğini fark etti. Ona unutmayacağı  bir ders vermeyi planladı.

İkinci günün akşamında Hella’nın babası küçük kızına güzel oyuncaklar verdi ve o bunlarla çok mutlu oldu. Fakat mutluluğu çok uzun sürmedi.

Hella’nın oyun oynaması için bütün oyuncak parçalarını birleştirmesi gerekiyordu fakat yapamadı. Babasından yardım etmesini istedi. Babası ona dedi ki:

  • Okumaya çalış!

Hella dedi:

  • Fakat ben okumayı bilmiyorum.

Hella televizyonda çocuk programları izlemek için gitti ve :

  • Kesinlikle okumadan ve oyundan güzel olacak dedi.

Hella bu programda geçen hikayeyi ingilizce olduğu için anlamadı. Babasından tercümesini okumasını istedi ve babası:

  • Okumaya çalış dedi.

Zayıf bir sesle cevapladı. Fakat ben okumayı bilmiyorum ki.

Hella içinde güzel fotoğraflar olan bazı renkli hikayeleri eline aldı. Babasından ona okumasını rica etti. Babası:

  • Okumaya çalış! Dedi.

Hella:

  • Fakat ben okumayı bilmiyorum dedi.

Hella’nın canı çok sıkıldı. Okumadan hiç bir şey yapamıyor. Odasında üzgün bir şekilde oturdu ve ağlamaya başladı.

Hella’nın babası odasına girdi ve ona dedi ki:

  • İlgilenmediğin ve depoya koyduğun kitapların faydası neymiş gördün mü Hella?

Hella hiçbir şey demedi aksine depoya hızlıca gitti ve kitaplarını topladı. Onları kucağına basarak dedi ki:

  • Bu harika kitaplarla hayat ne kadar güzel!

ARAPÇA HİKAYE TERCÜMESİ BEN VE ERKEK KARDEŞİM

Velid: Esselamu aleyküm. Ben arkadaşınız Velid Beş yaşındayım.

Said: Günaydın! Ben arkadaşınız Sait Üç yaşındayım.

Velid: Her gün sabah saat yedide uyanırım. Yatak odamı düzenlerim.

Said: Her gün sabah saat yedide uyanırım. Yatak odamı düzenlerim.

Velid: Her gün sabah banyo yaparım. Vücudumu su ve sabunla yıkarım.

Said: Ben her sabah banyo yaparım ve dişlerimi macun ve fırça ile temizlerim.

Velid: Elbisemi giyerim, saçımı tararım.

Said : Ben de elbisemi giyerim ve saçımı tararım.

Velid: Sabah kahvaltımı yaparım ve süt içerim.

Said : Ben de sabah kahvaltımı yaparım ve süt içerim.

Velid: Okul çantamı düzenler ve beni okula götürecek otobüsü beklerim.

Said : Ben de okul çantamı düzenler ve beni okula götürecek otobüsü beklerim.

Velid: Otobüse binerim ve sabah dokuzda okula giderim.

Said: Ben de otobüse binerim ve uyumaya giderim. İyi geceler.

Marife nekra konusunu öğrenmek için tıklayınız.

Arapça kelime nedir ? Arapça kelime ve kısımları konusunu araştırmak için tıklayınız.

Arapça işaret isimleri için tıklayınız.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top