Delailü’l-Hayrat nedir

Türkler arasında daha çok Delû’il-i Şerif, Delâ’il-i Hayrat ve Dela’il diye bilinen risalenin tam adı “Delâ’ilü’l-hay­rat ve şevâriku’l-envâr fî zikri’s-salât ‘ale ‘n – nebiyyil -muhtar”dır. Şâzeliyye tarikatının Cezûliyye kolunun kurucusu olan Şeyh Cezûlî’nin bu risalesi müridleri arasında bir tarikat evradı olarak çok okunmuş ve dolayısıyla çok sayıda istin­sah edilmiştir. Eserin nüshaları arasın­da bazı farklar görüldüğünden Cezûlî’­nin müridi ve halifesi Ebû Abdullah es-Sehlî farklılık gösteren nüshaları düzen­leyerek vefatından sekiz yıl önce şeyhi­ne sunmuş, şeyh de bu fazlalıkların bir bölümünü Delâ’il metnine dahil etmiş­tir. Delâil’in bu tür nüshalarına “Nüsha-i Dâhiliyye-i Sehliyye”, satırların dışı­na kaydettiği fark ve fazlalıkları ihtiva eden nüshalarına ise “Nüsha-i Hâriciyye-i Sehliyye” adı verilmiştir.

Delâ’il’in Sehlî tertibi olmayan nüshaları da mu­temet olan ve olmayan diye ikiye ayrılır. Mutemet olanların satır içine yazılanına “mu’temede-i dâhiliyye”, satır dışına ya­zılanına “mu’temede-i hâriciyye” denir. Mutemet olmayanlar ise daima satır dışına yazılır. Bu farklar “sin”, “gayın” ve “mim” harfleriyle gösterilir. Bu durum eserin metnine verilen değeri açık bir şekilde göstermektedir.

Delâ’il’i sadece Cezûliyye veya Şâze­liyye mensupları değil diğer tarikat men­supları, hatta bir tarikata bağlı olmayan Müslümanlar dahi, faziletine inanarak düzenli bir biçimde okumuşlardır. Ön­ sözünde, salavatı belli zamanlarda düzenli bir şekilde okuyanların çok sevap kazanacakları, Hz. Peygamber (asm)’in şefaatına nail olacakları, günahlarının affedileceği, kötü huyları terkedip iyi huylar edinecekleri, maddî ihtiyaçlarının karşı­lanacağı ve dünya işlerinin düzeleceği belirtilmiştir. Bu salavatı düzenlemiş ol­ması sebebiyle Cezûli’nin kabrinin misk gibi koktuğuna inanılır.

Dela’il’in yazılış sebebini anlatan bir menkıbeye göre keramet sahibi bir kız çocuğu, Cezûliye bu mertebeye Hz. Peygambere (asm) salavat okuyarak ulaştığını söy­lemiş, ancak onun ısrarına rağmen bu salavatın metnini kendisine söylemeyip belli salavatlann içinde bulunduğunu ifa­de etmiş, bunun üzerine Cezûlî bütün meşhur salavatları derleyip kıza göster­miş, kız da söz konusu salavatın bu der­lemede birkaç defa geçtiğini bildirmiş­tir. Diğer bir menkıbeye göre ise Cezûli’nin bu eseri yazmasına keramet sahi­bi olan hanımı sebep olmuştur.

Delâ’il her gün, gün aşırı, dört gün­de veya haftada bir defa olmak üzere beş tertip üzere okunur. Okumaya pazar­tesi günü başlanır; hangi gün nerelerin okunacağı sayfa kenarına not edilmiştir. Delâil’i okumaya başlamadan önce ni­yet ve istiğfar etmek, esmâ-i hüsnâ oku­mak, başlama ve bitirme duası yapmak âdâbdandır. Delâil okumak için izin almak gerektiğine, izinsiz okuyanların çıl­dırdıklarına dair söylentilerin aslı yok­tur. Fakat ehlinden usulüne göre Delâ’il okumanın öğrenilmesi tavsiye edilir.

Kuzey Afrika’da ve özellikle Anadolu’­da büyük bir rağbet gören Delâ’il, Mısır ve İstanbul’da 1260-1320 (1844-1902) yılları arasında on dört defa basılmıştır.(Bk. Karatay, Arapça Basmalar, s. 441). Ri­salenin ayrıca Petersburg’da yapılmış bir baskısı bulunmaktadır (1258/1842).

Birçok şerhi yapılan eserin Türkçe şerhleri de vardır. Bunların en meşhuru Kara Dâvudzâde Mehmed Efendi’nin (ö 1170/ 1756) yaptığı şerh olup, “Tevfîku muvaffikı’l-hayrat fî îzâhi meânî Delâili’l-hayrat” adını taşıyan bu eser birçok defa basıl­mıştır. Kara Dâvudzâde diğer kay­naklardan aktardığı tasavvufi menkıbe ve bilgilerle eserin hacmini oldukça ge­nişletmiştir.

Şeyh Hasan el-Adevî’nin “Bulûğu’l-müsirrât alâ Delâ’ilil-hayrat”, Muhammed Mehdî el-Fâsi’nin “Metâli’u’l-müsirrât bi-cilâ’i Delâ’ilil-hayrat” adlı Arapça şerhleri basılmıştır.(DiA, Delailü’l – Hayrat Md.)

Delâil-i Hayrât Bedîüzzaman Hazretleri tarafından yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş ve “Delaili’n-Nur” ismini vermiştir. İçinde hemen her salâvattan sonra büyük dertlerimizin devası, Allah’tan yüksek dereceler ve makamlar istenir; dünyevî ve uhrevî cümle âfetlerden ve musibetlerden Allah’a sığınılır, bütün ihtiyaçlarımızın karşılanması, bütün günahlardan arınmamız ve bütün hayırlara ulaşmamız, duânın ilerleyen satırlarında istenir. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bu büyük salâvat metninin adını “Delâli’n-Nur” koyarak, kendisine ve talebelerine hususî bir vird yapmıştır.

Delaili’n-Nur’un salavattan başka diğer bölümleri şunlardır:

a. Sekine: Sekine tamamı Kur’an’da geçen Allah’ın güzel isimlerinden ve ayetlerden oluşmaktadır. Bilindiği gibi Hz. Ali (ra), Hz. Peygamberimiz (asv)’in ifadesiyle “ilim şehrinin kapısıdır”. Çocukluğundan beri Peygamberimiz (asv)’in özel terbiyesi ile yetişmiş müstesna bir kabiliyettir. Peygamberimiz (asv)’den Kur’an’ın bazı özel sırlarını ders almıştır. Bu sekine de Peygamberimiz (asv)’in Hz. Ali (ra)’ye özel ders verdiği ism-i a’zam manası taşıyan altı esma ile her biri 19 harfli, 19 Kur’an ayetinin, 19’ar defa okunduğu bir metindir.

Sekine hakkında esas olan özetle şudur: 1) Tamamı Kur’an kaynaklıdır. Dolayısıyla vahy kaynaklı olduğunda zerrece şüphe yoktur. 2) Metnin tertibini ve okunuş şeklini de Peygamberimiz (asv)’in has talebesi ve velilerin şahı ünvanına sahip Hz. Ali (ra)’in ya bizzat Peygamberimiz (asv)’den ders aldığı veya kendisinin tertip ettiği mühim bir Kur’an’î virddir.

b. Münâcat-ı Veyse’l-Karânî: Veysel Karânî Hazretlerinin çok kuvvetli bir duâsıdır. Bu münâcat, Risâle-i Nur’un önemle işlediği “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” mesleğine uygun duâ cümlelerinden meydana geliyor. Üstad Bedîüzzaman daimî bir virt olarak kabul etmiş, kendisi daima okumuş ve talebelerine de tavsiye etmiştir.

c. Dua-i Tercüman-ı İsm-i Azam: Bu duânın aslı vahiyle Peygamber Efendimiz (asm)’e hediye edilmiştir. Allah’ın isimleri şefaatçi kılınarak cehennem azabından Allah’a sığınmamızı sağlayan bir duâdır. Bu duayı Üstad Bedîüzzaman Hazretleri sabah ve ikindi namazlarından sonra okunacak şekilde Namaz Tesbihatı’na almıştır.

d. Dua-i İsm-i Azam: Allah’ın isimlerinden bir demet olup, aslı vahiy ile Peygamber Efendimiz’e (asm) bildirilmiştir. Üstad Hazretleri bu duayı öğle, akşam ve yatsı namazlarının Namaz Tesbihat’ına dâhil etmiştir.
Türkler arasında daha çok Delû’il-i Şerif, Delâ’il-i Hayrat ve Dela’il diye bilinen risalenin tam adı “Delâ’ilü’l-hay­rat ve şevâriku’l-envâr fî zikri’s-salât ‘ale ‘n – nebiyyil -muhtar”dır. Şâzeliyye tarikatının Cezûliyye kolunun kurucusu olan Şeyh Cezûlî’nin bu risalesi müridleri arasında bir tarikat evradı olarak çok okunmuş ve dolayısıyla çok sayıda istin­sah edilmiştir. Eserin nüshaları arasın­da bazı farklar görüldüğünden Cezûlî’­nin müridi ve halifesi Ebû Abdullah es-Sehlî farklılık gösteren nüshaları düzen­leyerek vefatından sekiz yıl önce şeyhi­ne sunmuş, şeyh de bu fazlalıkların bir bölümünü Delâ’il metnine dahil etmiş­tir. Delâil’in bu tür nüshalarına “Nüsha-i Dâhiliyye-i Sehliyye”, satırların dışı­na kaydettiği fark ve fazlalıkları ihtiva eden nüshalarına ise “Nüsha-i Hâriciyye-i Sehliyye” adı verilmiştir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*